1. Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
27.06.1950’de Kayseri’de doğdum. 1973’te İTÜ Makine Fakültesi’ni
bitirerek Makine Yüksek Mühendisi oldum. Uzakdoğu Sporlarına 1965’te
Judo ile başladım. 1986 yılında Kenji Kumagai ile Aikido’ya
başladım. Şu anda Judo’dan Sho Dan (1.
Dan, Siyah Kkuşak) antrenör ve milli hakem; Aikido’dan Ni Dan (2. Dan,
Siyah Kuşak) antrenör, Tae kwon do’dan WTF* (7. Dan, Siyah kuşak), Türk
Federasyonu’ndan beşinci kademe teknik direktör, Dünya Tae kwon do
Federasyonu’ndan birinci sınıf hakem, ikinci sınıf antrenörüm.
Türkiye Tae kwon do Federasyonu’nda 1988 Seul Olimpiyatları için Türk
Milli Takımı’nı çalıştırdım. 1995’te Rusya’da yapılan 2. Avrupa Tae
kwon do Poomse Şampiyonası’nda Milli Takım antrenörlüğü, 1997’de
Antalya’da yapılan 3. Avrupa Tae kwon do Poomse Şampiyonası’nda Milli
Takım teknik direktörlüğü yaptım. Ayrıca teknik komite başkanlığı, Dan
komite başkanlığı gibi görevlerde bulundum. Avrupa ve Dünya
Şampiyonalarında derece alan birçok milli sporcu yetiştirdim.
1987 yılında yayınlanan kitabım teknik, aktüalite, spor fizyolojisi,
sakatlıklar ve beslenme konularını içermekte olup tüm spor salonlarında
okutulmaktadır. İkinci kitabım ise basım aşamasındadır.
4-6 Kasım 2007 tarihinde Kore-Seul’da 2. Dünya Tae kwon do Poomse
Şampiyonası’nda İkinci Master’lar kategorisinde Türkiye’yi temsil
ederek 4. oldum. Şu anda kendi spor salonumda öğrenci yetiştirmeye;
yarışmacı sporcu, hakem ve antrenör olarak spor hayatıma devan ediyorum.

2.
Uzakdoğu Dövüş Sanatlarının temel felsefesinden bahseder misiniz?
Savaş sanatları eğittiği kişiyi teknik yönden olgunlaştırır,
sakinleştirir, uysallaştırır. Gerçek savaşçı şiddet ve direnme yerine
uyum sağlamayı seçer. Bir yamaçtan aşağı doğru akmaya başlayan su
geçeceği yolu önceden planlamaz. Akarken, karşısına çıkan engellerle
boğuşmaz; aşamayacağı kadar büyük engellerin yanından dolaşır, bulduğu
ortama uyum sağlayarak yoluna devam eder. Gerçek özgürlük budur.
Öğrenci bir yandan çalıştığı tekniğin temel prensiplerini öğrenmeye
çalışırken, bir yandan da o tekniğin zor koşullar altında ne şekilde ve
ne ölçüde kullanılabilir olduğunu araştırmalıdır. Öğrenci teknik yönden
ne kadar ilerlerse günlük yaşamında da o ölçüde dikkatli olmaya ve o
ölçüde uygunsuz davranışlardan uzaklaşmaya başlar. Çünkü neyin doğru,
neyin yanlış olduğunu başkalarından duyarak değil, yapılması ve
yapılmaması gereken şeyleri bizzat kendisi deneyimleyerek öğrenir.
Kendine güvenen kişi gücünü kullanarak bunu kanıtlamaya gerek duymaz.
Düşünmeden eylemde bulunması halinde sonucunun nelere varacağını
bilerek, sabırla onurlu bir biçimde kavgadan uzaklaşır. Kendini kontrol
edebilen karşısındakini de kontrol edebilir. Kendi içinde uyumlu olan
kişi dışarıya karşı da uyumlu olur. Sakinliğini ve huzurunu dışarıya
yansıtır. Her zaman etki-tepki vardır. Yani davranışlarımız
karşımızdakinin bize olan davranışını belirler.
Uzun yıllar çalışan her Budoka (Uzakdoğu Savaş Sanatlarını çalışan
sporculara verilen isim) daha dinç, daha sakin ve kavgadan hoşlanmayan
bir yolu, barışı ilke edinir.
UDSS** DO felsefesini özümsemiş bir Budoka ustası güler yüzlü, sakin,
kendinden emin; kendine, başkalarına ve doğaya saygılı; nezaketli ve
sevgi doludur.
UDSS ustası bir sokak dövüşçüsü değil, tüm davranışları ile örnek
bir insandır. Toplumda sayılan, sevilen ve güven duyulan bir
insandır.
3.
Amacınıza ulaşmak için neler yaptınız? Amacınıza ulaşmada davranış
süreçleri nasıldı?
Amacımıza ulaşmak için önce doğru amaçları belirlemek ve yarıda bırakıp
zaman kaybetmemek gerek. Hareket etmeden önce defalarca düşünmek ve
planlamak, sonra eyleme geçmek gerekir. Zaman zaman, doğru zamanda ve
doğru yerde olup olmadığımızı kontrol etmeliyiz. Aynı zamanda,
çalışmaların hızını, düzen ve disiplinini kontrol etmek gerekir.
Süreçler kısa, orta ve uzun vadeli olarak planlanmalı; planlanan
hedefler eylemlerin sonunda kontrol edilmelidir. Başarı için bilinçli,
planlı ve düzenli çalışmaların yapılması ve sonuçların kontrol edilmesi
gereklidir.
4. Bu seviyelere gelene kadar nasıl bir yol izlediniz?
Çalışmalarım disiplinli, düzenli ve planlı bir şekilde yaşamımın içinde
yer aldı. Zorluklar karşısında sabırla ve kararlılıkla direndim. Ve
daha çok çalışarak geç de olsa o zorlukları aştım. Süreklilik yaşam
tarzım oldu. Zorluklar ne kadar büyük oldu ise kazanılanlar da o kadar
değerli oldu. Durmak ve geri çekilmek yerine doğru olan yol üzerinde
bazen yavaş da olsa ilerlemek önemli başarıların elde edilmesini
sağladı. Hep yenilikleri takip ettim, zor da olsa yurtiçi ve yurtdışı
seminerleri ve gelişmeleri anında takip ettim. Yurtdışına seminer ve
kurslar almaya ve vermeye gittim. Davetli olarak veya kendi
imkânlarımla 40’tan fazla ülkeyi, 60’tan fazla ziyaret ettim. Avrupa ve
Dünya Şampiyonalarında görevler aldım.
Geriye dönüp baktığımızda aldığımız yollar bizi bile şaşırtmakta olup,
gelecek için iyi bir motivasyon sağlamaktadır. Artık engelleri aşmak
biraz daha kolaylaşmıştır. Aşılan zorluklar, zor olan yolların
aşılmasında rehber olup, daha zor olan yolların da kapısını açmaktadır.
Kolay olanı herkes yapmakta, ancak zorluklar büyüdükçe orada
ilerleyenler azalmakta ve daha büyük zorlukları aşanlara nadiren
rastlanmaktadır. Zamanla zorlukların, engellerin aşılması kişisel
gelişim ve erdemlerin kazanılmasını sağlamaktadır.
Gerçek başarı; ödül beklemeden, sabırla, sürekli çalışarak insanlığa
hizmet sonucunda insanın kendiliğinden bir yerlere gelmesi; bu geldiği
mevkide mütevazı, saygılı, nezaketli bir şekilde bilgisini paylaşarak
bunun dalga dalga yayılmasını sağlamak ve insanlığa eserler bırakmaktır.
5.
Sizce başarılı olmak kendi ellerimizde mi, yoksa elimizde olmayan
nedenlere
mi
bağlı?
Kesinlikle başarı insanın kendi ellerinde. Olsa olsa, engeller ve
şanssızlıklar başarıyı biraz geciktirebilir, fakat önleyemez. Başarı;
azim, irade, çalışma, sabır ve sürekliliğin ürünüdür. İstenildiği
sürece amaca ulaşılır.
6. Uzakdoğu Savaş Sanatlarının kişilerin karakterine nasıl bir katkısı olabilir?
UDSS’yi sürekli bir şekilde, doğru yerde, doğru hocalarla çalışan kişi
fiziksel esneklik ve gücün yanı sıra zihinsel bir dinginlik, içsel bir
sakinlik kazanır. Bu ise zihinde doğal olmayan gereksiz korku ve
komplekslerden arınmayı sağlar; bunun sonucunda cesur, sakin, kendine
güvenen, atılımcı, yardımsever, sevgi dolu, nezaketli, saygılı ve
mütevazı bir kişilik oluşturur. İçinde kendisi ile barışık bir kişi,
dışarıda da sakin ve barışçıldır. Kabalığı ve kaba gücü sevmez. Ancak
kaba güçten hoşlananlara da gücünü hissettirir. Duruş, bakış ve
konuşması gücün yansıtılmasına yeterlidir. Sevgi ve nezaketin arkasında
güçlü bir ifade tarzı vardır. Bu enerji ihtiyaç hisseden kişilerce
anlaşılır.
Sürekli doğru bir yolda yapılan çalışmalar erdemlerin açığa çıkmasını
sağlar. Bu ise kişinin sürekli olgunlaşması ve gelişmesi demektir.
7. Uzakdoğu Savaş Sanatlarının günlük hayatınıza olan katkıları nelerdir?
Korkularından ve komplekslerinden kurtulmuş, bedensel ve zihinsel
sağlığa sahip Uzakdoğu Dövüş Sanatçısı uyumlu ve sakin bir kişiliğe
sahiptir. Günlük yaşamında düzenli, disiplinli ve esnektir; uyumludur.
Esneklik gerçek gücün, başarının sırrıdır. Judo’nun kurucusu olan
Jiagaro Kano camdan kar yağışını izler. Kalın dalların üzerinin karla
dolup kırıldığını, ince dalların ise eğilip üzerindekileri attığını ve
tekrar tekrar esneyerek kırılmadan canlı ve yerinde kaldığını görür ve
buradan, kararlılıkla ilerlemeyi ve gereksiz güce karşı koymadan ona
yol vermeyi ve buradan da Judo’nun prensiplerini oluşturur: Kuvvete
karşı koymamak. Onu kendi hareket yönünde, kendi lehine kullanmak.
Sonuçta, Uzakdoğu Dövüş Sanatçısı günlük yaşamında uyumlu, sakin,
dengeli, düzenli ve disiplinlidir.
8. Uzakdoğu Savaş Sanatları kadınlar için de uygun mudur?
Uzakdoğu Savaş Sanatları kadın-erkek ayrımı olmaksızın yapılmaktadır.
Bedensel ve zihinsel gelişim her iki cins için de gereklidir. Ancak
kadınlarda fiziksel güç erkeklere göre daha az olduğundan, bu farkı
uzakdoğu sporlarını yaparak kapatabilirler. Belki kadınlar için daha da
iyi olabilir.
Uzakdoğu Savaş Sporları esneklik, dikkat ve nefes kontrolü gerektirir.
Beden toksinlerden arındırılırken, konsantrasyon sonucu zihin temizliği
de sağlanır. Beden, teknik hız ve esneklikten dolayı fiziksel güce
karşı üstünlük kazanır.
Bedenin esneklik, çeviklik ve güç kazanması; zihinsel dinlenme ve
konsantrasyonu geliştirmek için Uzakdoğu Savaş Sanatları ideal
sporlardır. Uzakdoğu Dövüş Sporlarında disiplinli bir ahenk ve Dojo
düzeni vardır. Beden bu DO felsefesi içinde çalışır.
9. Yeni başlayanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?
Yeni başlayacak arkadaşlar öncelikle hangi Uzakdoğu Savaş Sanatını
yapmak istediğini çok iyi araştırmalıdır. Teorik bilgilerin yanı sıra
önce Dojo ve hocaları araştırmalı, izlemeli, denemeli ve sonra içine
girip çalışmalarını düzenli bir şekilde yürütmelidir. Zaman ve
motivasyon kaybı olmaması için doğru yer, doğru hoca, doğru sporu iyi
seçmelidir. Bu seçimden sonra düzenli ve sürekli çalışmalar yapılmalı;
pratik çalışmaların yanı sıra teorik çalışmalar yapılmalı; düzenli bir
sporcu yaşam tarzı belirlenmelidir. İyi sporcu olmak için disiplinli,
planlı ve düzenli bir yaşam tarzı gerekir.